Yazı Detayı
23 Eylül 2020 - Çarşamba 11:22 Bu yazı 152 kez okundu
 
Ölüm, Digomo, Mezarlık ve üç hayati gerçek.
Candaş Özer YOLCU
ajanscyprus@gmail.com
 
 

“Digomo’ya kadar yolu var” ya da 


“Eşşek tepsin seni bundan Digomo’ya gadar” deriz biz Kıbrıslılar, 


ama bu deyimin, tam içeriğini ve felsefesini  bilen kaç kişi var acaba? 


Digomo, Lefkoşa’ya daha yakın, ama Girne’ye bağlı bir belde/kasaba..


Dria, Rumca üç, Gomo ise konuk, yerleşim anlamındadır. 


Bu mantıkla da DİGOMO:


 “Üç ayrı  konuk veya konuksal yerleşim anlamına gelebilir. 

 

Bir kimsenin 
evine ya da bir yere, geçici olarak, kısa bir süre kalmak üzere gelmiş olan kimseye/kimselere konuk denir. 


Üç günlük dünyayaya, kısa bir süre konaklamaya geldiğimize vurgu yapmak istiyorum. 

 

Osmanlı döneminde, Anadolu ve Kıbrıs’ta, özellikle şehirlerde..


Cami avlusunda veya camiye çok yakın, şehrin içinde oluşturulurmuş mezarlıklar...

 

Bunun nedeni, 


insanoğlunun, pencereden her baktığında,


her sokağa çıktığında ölümü hep hatırlaması; 


Veya:


Hayatın, ölümcül, yalan bir süreç olduğunu unutmaması ve ona göre yaşaması içindi büyük bir ihtimalle...

 

1900’lerin başında;


Lefkoşa kenti, camisi, kilisesi, hanı hamamı ve mezarlığıyla surlar içine sığmaz olunca, bugünkü TC Elçiliği, Lefkoşa Türk Lisesi ve 20 Temmuz Fen Lisesi’ni kapsayan alana taşınmış Lefkoşa mezarlığı...

 

1960’ların başında;


Lefkoşa nüfusu, Girne Kapısı’nın karşısındaki Müslüman Mezarlığını çevreleyip sarınca..


Mezarlık çevresi meskun mahale dönüşünce


Lefkoşa Mezarlığı’nda gömülü Mevtalar, elverdiğince külliyen toprağından çıkarılıp..


Kemikleri bugünkü Kaymaklı Mezarlığı’na nakledilmiş. 

 

Yani, ölümün soğuk ve ürkütücü gerçeği insanın sosyal hayatından uzaklaştırılma eğilimine gidilir olmuş. 

 

Bazı insanlar ölüden irkilir ve ölümden korkar her nedense. 

 

Mezarlığa gitmez, önünden geçmez, hele hele orada yatan bir yakınının kabrini ziyaret edip bir duayı dahi esirger. 


Kabir ziyaretinden kaçınmak, hayatın en bariz gerçeğiyle yüzleşmekten kaçınmaktır oysa ve bu acizliktir. 


Bunun nedeni, başta ölüm korkusu, ölümü kabullenmeme ve suçluluk psikolojisidir. 


Oysa ölüm, hayatın en gerçek safhalarındandır. 


Ölümden korkmak ve kaçınmak, 


gerçeklerden kaçmaktır. 


Diğer yandan, 


her canlı, doğası gereği hayatta kalma psikolojisiyle kaçınır ölüm gerçeğinden. 


Fakat;


Kimse, sonsuza değin ölümden kaçma gücünü kendinde bulamaz. 


Gün gele ağırbaşlılıkla ölüme baş eğer. 

 

İnsan 


kedisi, köpeği hatta kafesteki minicik kuşu bile ölse, ona dahi üzülür. 


Gider, 


uygun bir yere, hatta bazen kendi bahçesine ölen canlıyı toprağa verir. 


Hatta 


bazen kedisinin köpeğinin gömülü olduğu noktayı bile gizlice ziyarete eder.

 

Bu hal 


insan ölüm karşısındaki suçluluk psikolojisinin bir sonucudur. 


Bazıları ise, 


ölümün oluşturduğu suçluluk ve ölümün karşısındaki çaresizlik psikolojisinden kaçınmak için, kabirden ve mezarlıklardan uzak durur. 


Nedeni, kendini, Hidayet ve Tevekkül erdeminden yoksun ve azade sanmasıdır. 

 

İnsanoğlu mezarlıkları yerleşkelerden uzaklaştırıp ölümsüz bir arzuyla kapitalist ve nesnel yaşam çılgınlığını güçlendirmeyi deneyerek başarılı olmuştur. 

 

Digomo, Lefkoşa’ya daha yakın, ama Girne’ye bağlı bir belde/kasabadır. 

 

Dria, Rumca üç, Gomo ise konut yerleşim anlamındadır. 


Bu mantıkla da DİGOMO “Üç ayrı  konuksal yerleşim anlamına gelir. 

 

Lefkoşa Mezarlığı 1974’ten sonra şehirden daha da uzaklaşarak Digomo/Dikmen yoluna kurulmuştur. 


Yani ölüm ve hayatın en barız gerçeği insanoğlunun gözünün önünden biraz daha uzağa taşınmıştır. 


Çünkü ölümü unutan insanlığın dünyevi nimetlere tapınacak hale gelmesi hedeflenmiştir. 

 

Kıbrıs Türk atasözü edebiyat literatürüne giren, çok önemli ve yaygın bir deyişe dönüşen
“Digomo’ya gadar yolu/yolun/yolları var” ya da 


“Eşşek tepsin seni/genni/genneri onu/onları, bundan Digomo’ya gadar” serzenişti tahminimce:


“Tanrı ölümüne kadar cezalandırsın, ölünceye kadar yaşamında bela eksik olmasın” kötü dileği ve bedduası anlamında, kullanılırken. 

 

Aynı zamanda:


Onu/onları umursayıp önemsemiyorum artık gibisinden..


Umurumda bile değiller, ölüp Digomo mezarlığına gömülsünler. 


Digomo’daki kabristanlığa kadar, yani ölünceye kadar benden uzak dursunlar, beklentisini/kötülüğünü/belasını veya gadarasını içerir atasözüne dönüşmüş bu mantık. 


Yani insanı ve insani değerleri önemsizleştirme düşüncesi beslenmiştir. 

 

Ne demiştik, DİGOMO, üç konuk veya konut anlamına gelir. 


Ve herkesin, eşek tepsin/tepmesin Digomo yolundaki Lefkoşa Mezarlığı’na.. 


Ya da herhangi bir mezarlığa kadardır yaşam yolculuğu, yani sonsuz değil. 

 

Ve, enteresan bir şekilde 4 ayrı konukluk/kompleks/külliye vardır Digomo yoluna nazır bölgede: 


Üniversite, Sanayi Bölgesi, Hapisane ve Mezarlık. 


Hayatın dört büyük gerçeği.


Eğitim, emek, ceza ve ölüm. 

 

Ama her nedense ölüm dışında sadece şu üçü gelir insanın aklına:


Üniversite, iş/aş ve ceza. 


Ölüm mü? 


Hakeza.. 


Çoğu kez asla. 

 
Etiketler: Ölüm, Digomo, Mezarlık, gerçek, candaş özer yolcu
Yorumlar
Haber Yazılımı