Yazı Detayı
16 Eylül 2020 - Çarşamba 06:51 Bu yazı 196 kez okundu
 
İhanet dolu “İbrahim Anlaşmaları” İsrail ve 2 Arap devleti arasında imzalandı!
Prof.Dr.Ghadir Golkarian
gh.golkarian@gmail.com
 
 

İsrail, BAE ve Bahreyn arasında imzalanan ikili anlaşmalara ek olarak, her üçü de dünyanın üç büyük tek tanrılı dinine mensup patrikten sonra "İbrahim Anlaşmaları" adlı bir belgeyi salı günü imzaladılar. Bu anlaşmalar Donald Trump başkanlığında yapıldı. Tören sonrası Netanyahu, "Bugün geçekleşen olay tarihi bir dönüm noktasıdır. Yeni bir eksenidir." diye, sözlerini bu cümlelerle devam etti: "Yeni bir barış şafağını müjdeliyor. Hepimizin karşılaştığı birçok zorluğa rağmen, bu olağanüstü günü takdir etmek için biraz ara verelim."

 

Donald Trump ise İsrail ve iki Arap ülkeleri arasında imzalanan barış ve uzlaşı anlaşmasından sonra çok düşündürücü kelimeler kullanarak sözleri arasından “Bugün dünya halkı yeni Ortadoğu’nun doğuşuna tanıklık yapıyor.” cümlesini ifade etti.

 

Arap devletlerinin çoğu on yıllardır İsrail'i boykot etmekte, İsrail ile ilişkileri ancak Filistin sorunu çözüldükten sonra kuracaklarını ısrarla vurgulamaktadırlar. Fakat geçen ay Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeyi kabul etti. Bahreyn'in de aynı şeyi yapabileceğine dair birçok spekülasyon bulunuyordu ve bu ülkede Filistin idealleri ve ilkelerine aykırı olarak birçok İslam ülkeleri liderlerinin dediği gibi büyük ihanete imza atmış oldular.

 

Hatırlatması gerekir ki, Ocak ayında İsrail-Filistin ihtilafını çözmeyi amaçlayan Ortadoğu barış planını sunan Trump, her iki anlaşmada da aracılık yaptı. Ama salı günü gerçekleşmiş olan uzlaşı aslında Trump’ın damadı olan Jared Kushner’in büyük ölçüde etkisi vardır. Çünkü BAE ve Bahreyn emirleri ile görüşüp ikna etmeleri onun çabası sonucu gerçekleşti. Yapılan anlaşma onun için diplomatik bir başarıdır. Yakın zamanda Ortadoğu'ya yaptığı bir geziden dönen Kushner, gazetecilere Trump yönetiminin bölgede "oldukça güçlü" bir enerji pozitifliğini açığa çıkardığını söylemişti.

 

Bu yılın başından beri birçok Müslüman ülke liderleri yanı sıra Filistinliler de ABD'nin vizyonunu benimsemediler. Filistinli aktivistler salı günü Batı Şeria'da ve Gazze'de küçük gösteriler düzenlediler ve burada Trump, Netanyahu, BAE ve Bahreyn liderlerinin fotoğraflarını ayaklar altına alıp ateşe verdiler. Hatta, salı günü yayınlanan bir ankete göre, Filistinlilerin 86'sının BAE ile normalleşme anlaşmasının yalnızca İsrail'in çıkarlarına hizmet ettiğine inandığını, kendi çıkarlarına olmadığını ortaya koydular. Euronews haberine göre, Filistin Politika ve Anket Araştırma Merkezi tarafından yürütülen anket 9-12 Eylül'de gerçekleştirildi ve işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze'de 1.270 Filistinli ile anket yapıldı. Artı veya eksi yüzde 3 puanlık bir hata payı vardır.

 

Anlaşmaların yaygın beğeni topladığı İsrail'de bile, bunların ABD'nin BAE ve Bahreyn'e sofistike silahlar satmasıyla sonuçlanabileceği ve dolayısıyla İsrail'in bölgedeki niteliksel askeri gücünü potansiyel olarak altüst edebileceği endişeleri bulunuyor.

 

Gerçi BAE ve Bahreyn emirleri Netanyahu ile yapılan anlaşmayı bir zafer gibi lanse etseler de, adı geçen ülkelerin muhalefeti ve eleştirel kamuoyu ne kadar bastırılırsa bastırılsın yapılan anlaşmaların neredeyse İsrail'deki kadar popüler veya iyi karşılanmadığına dair göstergeler bulunmaktadır. Hiçbir ülke devlet başkanını veya hükümeti Netanyahu ile anlaşmaları imzalaması için göndermediğini vurgulayarak Bahreyn kamuoyu daha da rahatsızlığını sosyal medya aracılığıyla dünyaya duyurmaktadır.

 

Bahreyn hükümetine muhalefet göstermiş olan El-Wefaq, normalleşmenin yaygın bir şekilde reddedildiğini söyleyerek yaptığı açıklamada, Siyonist varlık ile bağları normalleştirme anlaşmasını reddeden diğer Bahreynlilere katıldığını söylemektedir.

 

İsrail ile normalleşme süreci Jared Kushner ve cumhurbaşkanının uluslararası müzakerelerden sorumlu elçisi Avi Berkowitz'in başkanlığında karmaşık diplomasi sonrası gerçekleşti. Sonuç olarak 13 Ağustos'ta İsrail-BAE anlaşması açıklandı. Bunu ülkeler arasında ilk direkt ticari uçuş ve ardından 11 Eylül'de Bahreyn-İsrail anlaşmasının duyurusu yapıldı.

 

İşte bu süreci takip ederek neden yapıldığını, hangi etkenlerin varlığı İsrail ile iki Arap ülkesini bir araya getirdiğini düşünmek gerekir. Niçin Trump bu anlaşmadan sonra net şekilde “yeni Ortadoğu’nun” doğduğunu dile getiriyor? Tam olarak arka plan nedir?

 

1) Bu diplomatik hamlelerde Suudi Arabistan ile İran arasında bölgesel bir rekabet ortamı bulunmaktadır. ABD, Ortadoğu’da hegemonyasını sürdürmek için Körfez ülkelerin desteğine ve onların yandaşlığına ihtiyacı vardır. Ne kadar İran ile Körfez ülkeleri arasında gerilim çoğalırsa bir o kadar ABD’nin orada kalmasını sağlanmış olacak, daha fazla silah piyasasını canlı tutup gelirini sağlayacak, İran fobiya siyasetiyle dünya ekonomisini istediği gibi yönlendirip Ortadoğu’da güç dengelerindeki baş aktörleri kontrolü altına almış olacaktır.

 

2) İran ile S. Arabistan aralarındaki onlarca yıllık dava, dini farklılıklar nedeniyle daha da şiddetleniyor. Her biri İslam'ın iki ana kolundan birini takip ediyor. İran büyük ölçüde Şii Müslüman iken, Suudi Arabistan kendisini önde gelen Sünni Müslüman güç olarak görmektedir ve bu konumu başka Sünni ülkeye bırakmak istemiyor. İşte bu nedenle Türkiye- İran yakınlaşması ABD, İsrail, S. Arabistan, BAE ve Bahreyn gibi ülkeleri rahatsız ve tedirgin etmektedir. Ellerinden geldiğince hem İran hem de Türkiye aleyhine çeşitli yönden savaşlar açarak ekonomilerini yıpratmaya çalışıyorlar.

 

3) İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'nın bazı kısımlarını ilhak etme konusundaki tartışmalı planlarının sürdürülmesi her ülkeden ziyade hem İran hem de Türkiye tarafından şiddetle kınanmakta ve İsrail artık her iki ülke gözünden zalim ve işgalci olarak nitelendirilmektedirler. Ayrıca, İran işgalci Siyonist rejimin sona getirilmesi politikasını çekinmeden ifade ediyor. Dolayısıyla, her iki ülkenin yakınlaşması İsrail varlığını bölgedeki güçler olarak tehlikeye atmaktadırlar. Bu bağlamda Körfez ülkelerinin İsrail ile yakınlaşma ve diplomatik ilişkilerin normalleşme sürecine girmesi gerek İran gerekse Türkiye-Katar işbirliğini pasifize edecektir.

 

4) Ekonomisi zayıflamış İran ve Türkiye, bir yandan iç sorunlarla karşı karşıya kalarak öte yandan bölgesel ve bölge ötesi ülkeler ve aktörlerin izolasyon politikası sonucu uçurum noktasına gelmiş olacaklar. Her iki ülkenin demografisi çoklu etniklerden oluşmaktadır. Bu ülkelerin yıkılması ancak birinci olarak ekonomi çöküş, ikinci ise etnik kavgalar ile geçekleşebilir. Bu bağlamda Sovyet üzerinde yapılmış olan deneyim ABD için büyük öneme sahiptir. İran ile Türkiye iki sacayağı olarak her hangisi erken yıkılırsa mutlaka yeni Ortadoğu projesi süreci gerçekleşmiş olacaktır. Ne yazık ki bazı analistler bu gerçeği göz ardı ederek ister İran ister Türkiye dahilinde iki ülkeyi tartışmasız rakipler ve hasımlar olarak göstermeye çalışırlar.

 

5) Günümüzde yaşamış olduğumuz Doğu Akdeniz krizi, Kafkasya’da Azerbaycan- Ermenistan sorunu, Ermenistan- İsrail ilişkileri ve Kutsal Topraklar arzusu, Kuzey Afrika’da Libya konusundaki çakışma politikaları, Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki rol almaya kalkışması, Lübnan’ın siyasi durumuna açık ve çekinmez müdahalesi, işte bu senaryonun diğer perdeleri sayılıyor.

 

6) Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların altında ne kadar hidrokarbon enerji münakaşası yatsa da aslında temel sorun jeopolitik çıkarlar ve stratejik hamlelerin paralelinde olan gerçekleri okumak gerek. Türkiye’yi sahillerine sıkıştırarak artık enerji transitinde bir rolü almadığını sağlamak ve sonuç olarak zayıf Türkiye’yi diplomatik baskı atmosferinde müzakere masasına oturup Kıbrıs meselesinde taviz vermek ve son noktayı koymaktır. BAE’nin Abu Dabi sınırları içerisinde Cebel Ali bölgesinin serbest ticaret bölgesi adı altında nelerin döndüğünü anlarsak, Kıbrıs’ın da aynı rolü alması hem ABD, hem de AB için çok önemli olduğunu anlamak mümkündür. Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun bağlantı noktaları olarak Babülmendep boğazı, Süveyş kanalı, Oman denizinden Doğu Akdeniz ve hatta oradan Atlantik’e kadar Çin atılganlığının önünü kesmek pek de zor almayacaktır.

 

Sonuç olarak Trump kısa ve öz söylemiş olsa da arka planların ne olduğunu yansıtmaktadır. İsrail ile 2 Arap ülkesinin uzlaşma ve İbrahim anlaşmasının imzalanması köşeye sıkmış Netanyahu için büyük bir politik zafer sayılıyor. Bunun arkasında diğer Arap ülkeleri de gelirse o zaman İran ve Türkiye çanlar kimin için çaldığını iyice bilmeliler. Yoksa gerekli tedbirleri şimdiden ele almazlarsa çok hem de çok geç olacak.

 
Etiketler: İhanet, dolu, “İbrahim, Anlaşmaları”, İsrail, ve, 2, Arap, devleti, arasında, imzalandı!,
Yorumlar
Haber Yazılımı