Yazı Detayı
13 Ağustos 2020 - Perşembe 14:48 Bu yazı 1555 kez okundu
 
Gündelik seçmeceler!
Yrd.Doç.Dr.Ediz Tuncel
ediztuncel@yahoo.com
 
 

Bizim memleketten başlayarak, sevdiklerimizi ve neden onları sevdiğimizi sıralayalım…

 

Hergün Türkiye’den ithal covid vakkası geliyor, hastane doldu taştı, sağlık çalışanlarının ciddi ciddi hayati riskleri var,  Sağlık Bakanı ise sadece istatistikleri açıklıyor, sözde 100 yataklı pandemi hastanesi yapılıyor, ki o da neye yeter, neye yetmez belli değil,  tedbir medbir hak getire,  millet ise sanki hiçbir şey olmamış gibi dört ucundan koyvermiş, Dingo’nun ahırında bildiği gibi koşturuyor, memleketteki gerçek korona vakasının sayısı belli değil…

 

Ne idüğü belirsiz “Suriyeli” kaçaklar, ki çok büyük ihtimalle ya IŞİD’li, ya da El-Kaideci terörist bozuntusudurlar (normal mülteci olanlar dört dönüm bostan, yan gel yat Osman misali Türkiye’de Türkiye’nin sağladığı imkanlarla keyfine bakıyor),  yine delik dirsek yolunu bulup memlekete giriyor, polis gece gündüz arkalarında koşturuyor, bizim memleketin terbiyesizlikte ve soytarılıkta liderliği kimseye kaptırmayan çakma solcuları ile çakma insan hakları savunucuları ise komplekslerini tatmin etmek için polise sövüyor, zaten yapacak başka işleri de yok, kafaları ancak o kadarına basıyor…

 

Polis bu çapulcularla bizim terbiyesiz sürüsünü aynı yere sadece bir saatliğine tıksa, hadi madem birbirinize o kadar sevdalısınız, sevin birbirinizi bakayım dese, seyredin siz manzarayı…

 

Kısacası, sağlık çalışanları ve polis canı cebinde ve ciddi ciddi hayati riskler taşıyarak, bizim açık hava tımarhanesi memleketin yükünü sırtlamış durumda, gerisi ise dünya batsa umurunda değil tarzında, herkes kendi keyfine göre yaşıyor.

……………….

Sanki çok önemliymiş ve  sanki memleketin başka dertleri kalmamış gibi, Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken iktidar partileri  artık gelenek olduğu üzere istihdam salvosuna başladı, saçmalandıkça saçmalandı, muhalefet partileri de, özellikle de CTP, TDP ve DP, sanki kendileri iktidardayken aynı haltı etmemişlermiş gibi,  laf olsun torba dolsun misali, eleştiri yağmuruna başladı…

 

Sanki birbirlerinden farkları varmış, sanki Kıbrıs Türkünün turşu kavanozundaki türevlerinden başka birşeymişler gibi, sanki  hangisinin tadına bakılırsa bakılsın farklı tad veriyorlarmış gibi, karşılıklı atışıp tutuşuyorlar, laf ola torba dola modundalar…

 

Sonuçta, 74 sonra 45 senede 42 defa hepsinin tadına bakıldı, hiç değişmeyen tadları damaklarımızda kaldı…

………………….

43 ayrı yolsuzlukla suçlanan, dokunulmazlığı kaldırılan ve memleketten kaçıp İstanbul’a yerleşen, bu arada maaşını da tıkır tıkır almaya devam eden, görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği için milletvekilliğinin düşürülmesi için hiçbir adım atılmayan, en sonunda kendisi istifa eden ve istifa dilekçesini yüceler yücesi Meclisimize gönderen Özgürgün’ün istifa dilekçesinin kabul edilmemesi için UBP red oyu kullanacakmış!

 

Hani şu Özgürgün’ün yargılanabilmesi için dokunulmazlığının kaldırılmasına oy kullanan UBP, şimdi istifasının kabul edilmemesi için oy kullanacakmış!

 

Güler misiniz, ağlar mısınız…

 

Bari heykelini de dikin de tamam olsun, en azından bu kadar ikiyüzlü, ikircikli tavırlardan sonra işi bitirmiş olursunuz…

 

Bu arada, bunca zamandır bu konuda gıkını çıkarmayan CTP, HP, TDP ve DP’ye ne demeli!

 

Dedik ya, hepsi aynı turşu kavanozunun içindeki farklı türevler ve türevleri farklı olsa da, tatları aynı!

 

Kaldı ki, hakkında 43 ayrı suçlama olsa da, Hüseyin Özgürgün’den önce ve sonra mal varlıkları ve kazançları sorgulanması gereken başka siyasiler de yok mu!!!

……………………

Bu memleketin en önemli iki gelirkaynağı üniversiteler ve turizmdir.

 

Ancak üniversitelerin ülkeye sağladığı katma değer turizmin sağladığı katma değerin üzerindedir.

 

Her bir nitelikli öğrenci, en az 20 nitelikli turiste bedeldir.

 

Her bir nitelikli öğrencinin bir akademik yıl boyunca ülkeye bıraktığı para miktarı 30 bin liradan aşağı değildir.

 

Bugünkü kurda bu para 4 bin dolardan fazladır ve memleketteki öğrenci sayısının pandemi öncesi 100 bini geçtiği dikkate alınırsa, üniversite öğrencilerinin ülkeye getirisi en hafifinden 400 milyon dolardan fazladır.

 

400 milyon dolar, bugün 3 milyar TL’ye denk gelir ve KKTC bütçesinin yarısından da fazladır.

 

Hükümet edenler üniversite sektörünü pandemi döneminde en az hasarla nasıl kurtaracakları ve yaşatacakları üzerine kafa yoracaklarına, koltuk derdine düştüler, memleketin olmayan kaynaklarını seçim uğruna heba ediyorlar, benden sonrası tufan zihniyetiyle davranıyorlar.

 

Turizmci kılığındaki kumarhaneciler, ki memlekete gerçek anlamda zerre zırnık faydaları yoktur, bağırıp çağırdılar, istediklerini aldılar, dünya can derdine düşmüşken uçaklar bol bol kumar turisti taşımaya başladı, arada çıkan koronalılar da memleketin çorbasına tuz biber oldu, sonrasında ise ortalık bir sessizliğe büründü.

 

74 sonrasında 45 senede 42 hükümet kurma başarısını gösteren bu Kıbrıs Türkü, aslında bu dünyada eşi benzeri olmayan bir açık hava tımarhanesi yaratılmasında da başrolü oynayandır.

 

Eğer bugün Kıbrıs Türkü tam bir tımarhanenin içinde yaşıyorsa ve sürekli şikayet ediyorsa, bunun tek sorumlusu da kendisidir.

 

Kıbrıs Türkünün bugünkü rezil düzeninde ne Türkiye’nin ne de Rum tarafının hiçbir ciddi etkisi yoktur.

 

Olanları da, “benim hakkım benim hakkım, başkasının hakkı da benim hakkım” diyerek ve haksızlıktan hak payı çıkararak,  bütün rezilliklere de bizzat  Kıbrıs Türkü olarak,  kendisi çanak tutarak yaratmıştır.

 

Bu  rezil düzende en büyük sorumluluk da, muhalefetteyken eleştirdiği her türlü yolsuzluğun, partizanlığın ve çirkefliğin daniskasını iktidara gelir gelmez yapan sol ve sosyal demokrat geçinen kesimdedir.

 

Bu kadar basit…

………………..

Suriye, PKK/PYD ve sapık islamcı terör örgütleri belası bitmeden Ege’de sorunlar yeniden başlıyor ve Türkiye ve Yunanistan Ege’de ve Akdeniz’de karşılıklı gövde gösterisi yapıyor.

 

Fransa, göstermelik de olsa, savaş uçaklarını ve gemilerini Doğu  Akdeniz’e ve Kıbrıs’a gönderiyor,  ateşe benzin döküyor.

 

Yunanistan Türkiye’nin burnunun dibindeki adalara asker çıkararak adeta sıcak bir çatışmayı teşvik ediyor, kaşınıyor.

 

Dahası, birkaç  kaya parçasını bahane ederek, ki mülkiyetleri konusunda Yunanistan’ın hak iddia edecek hiçbir yasal dayanağı da yok,  koskoca ülkenin kıta sahanlığına müdahale etme hakkı olduğunu iddia ediyor.

 

Fransa ise Doğu Akdeniz’de hakları olduğunu iddia ediyor.

 

Kısacası, hem Yunanistan hem de Fransa ciddi ciddi bela aranıyor ve birilerinin sırf provokasyon olsun diye tetiğe basmasıyla ortalık cehenneme dönebilir.

 

Bu şartlar altında biz Cumhurbaşkanı seçimine gideceğiz ve Cumhurbaşkanı ünvanı ve makamı altında Kıbrıs sorununa Kıbrıslı Türkler adına çözüm bulacak “görüşmeciyi” seçeceğiz.

 

Bizim memlekette, yasalar ne derse desin, Cumhurbaşkanı seçilen şahısların iki esas görevi vardır, birincisi asla bitmeyecek Kıbrıs sorunu görüşmelerinde figüran rolünü oynamak, ikincisi de Saray’a ahbap çavuşlarını doldurarak istihdam yaratmak…

 

Bu memlekette Cumhurbaşkanlığı makamı kesinlikle gereksizdir, zaten zamanında Denktaş’ın siyasi ömrünü uzatmak için uydurulmuş bir yapıdır.

 

Hasbelkader Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunsa ve imzayı atacak bir Cumhurbaşkanı o sırada mevcut olmasa, yerine imzayı Meclis Başkanı atar, o da olmazsa Başbakan veya Dışişleri Bakanı atar, olur biter.

 

Bunun haricinde, Cumhurbaşkanlığı göstermelik bir makamdır ve devlete sadece maddi külfet getirmekte, orayı işgal eden şahsın ve taraftarlarının siyasi propaganda zemini olmaktan öteye gidememektedir.

 

Bu yüzden CB seçimi sonrasında acilen Başkanlık sistemi gündeme getirilmeli, en kötü ihtimalle Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin yapısına dönüş yapılmalıdır ki KTFD’nin siyasi yapısı bugünkü yapısından çok daha iyi ve verimliydi.

 
Etiketler: Gündelik, seçmeceler!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Eylül 2020
İdeal Aday!
163 Okunma.
13 Eylül 2020
Zor zamanlarda “zorlama” işler…
428 Okunma.
02 Eylül 2020
Zorunlu yazı…Türk solunun(!) yüz yıllık fiyasko süreci
683 Okunma.
03 Ağustos 2020
Seçimler, reklamlar, gerçekler, zerdaliden düdük…
1033 Okunma.
14 Temmuz 2020
KKTC’nin ultra çakma solcuları ve insanlık
857 Okunma.
10 Temmuz 2020
Polisin eline sağlık...
1458 Okunma.
06 Temmuz 2020
Göz göre göre…
387 Okunma.
05 Temmuz 2020
Mizansen ve kağıttan kaplancıklar
491 Okunma.
29 Haziran 2020
“Din” kavramının yeni dünya düzeninde bitişi ve bir avukatın vurguları
799 Okunma.
21 Haziran 2020
Siyasi İntihar
1236 Okunma.
30 Mayıs 2020
Yenisinin etkisi azalmış!
2386 Okunma.
10 Mayıs 2020
Maskeli Balolu Korku Filmi…
1630 Okunma.
29 Nisan 2020
Yanlış hesap mezarlıkta biter…
1047 Okunma.
15 Nisan 2020
Diktatörlerin dünyası ve diktatör virüs
1175 Okunma.
11 Nisan 2020
Sen gidi seniiiii!!!
937 Okunma.
05 Nisan 2020
NBC ve anılarda Komutan Tahsin Ataizi
852 Okunma.
03 Nisan 2020
Bizi bekleyen “Büyük Değişim”
683 Okunma.
30 Mart 2020
Cehalet, pislik, hastalık ve din sömürüsü
1146 Okunma.
25 Mart 2020
Korona Çorbası...
1535 Okunma.
17 Mart 2020
7. yaşında “doğruluk”… Ve hakettiğimiz!
1960 Okunma.
12 Mart 2020
Şu bizim “emperyalist” virüs…
1439 Okunma.
08 Mart 2020
Kabus bitti gibi, ama dahası var…
1459 Okunma.
29 Şubat 2020
BOP’un son perdesi…
1611 Okunma.
24 Şubat 2020
Cumhurbaşkanlığı seçim tiyatrosundan sahneler…
953 Okunma.
30 Ocak 2020
Adam gibi bir işi yapamadınız gitti!
2132 Okunma.
21 Ocak 2020
Kızımın anlayamadıkları, Salamis Krallığı’nın tuvalet derdi…
857 Okunma.
17 Ocak 2020
KKTC Turizminin tuvalet rantı!
468 Okunma.
01 Ocak 2020
Şaka Gibisiniz!
678 Okunma.
04 Aralık 2019
Atıcılık Federasyonu Bataklığı
2200 Okunma.
19 Kasım 2019
İki canavar arasında kalmak
664 Okunma.
07 Kasım 2019
Yazık ki ne yazık...
934 Okunma.
30 Eylül 2019
“İki” Başbakan Tatar
1458 Okunma.
17 Eylül 2019
Yine Becerdik…
997 Okunma.
30 Ağustos 2019
Satranç Tahtası ve “Uyuyan Güzeller”
2176 Okunma.
23 Ağustos 2019
Daha Başlamadan Akıncı 1 – Diğer Adaylar 0
1076 Okunma.
29 Temmuz 2019
Biz Uyurken…
1417 Okunma.
04 Temmuz 2019
Üniversiteleri Nasıl Batırırız ve Sevgili Füzemiz!
540 Okunma.
30 Haziran 2019
Mafyanın Polis “Sevgisi”, Uluslararası Dengeler...
463 Okunma.
29 Haziran 2019
Bozuk Oyunlar, Oyunbozanlar!
391 Okunma.
23 Haziran 2019
“Yeni Dünya” Yaratılırken Bizim Kavgalarımız
470 Okunma.
14 Haziran 2019
Polisi Bırak, Aynada Yüzüne Bak!
512 Okunma.
11 Nisan 2019
Poliste Organize İşler...
1094 Okunma.
09 Nisan 2019
Bir Kültür-Sanat Fırtınasının Düşündürdükleri...
603 Okunma.
20 Mart 2019
Göbek Ataraktan Işgal Protestosu ve “Katliam Anatomisi”…
722 Okunma.
20 Şubat 2019
Aziz ve Muhterem Devletimiz…
1564 Okunma.
19 Şubat 2019
Özersay’ın Sandalyesi, Akıncı’nın Serzenişleri…
687 Okunma.
24 Kasım 2016
YÖDAK Maskaralığında Sona Doğru...
342 Okunma.
Haber Yazılımı