Yazı Detayı
22 Temmuz 2020 - Çarşamba 13:53 Bu yazı 861 kez okundu
 
Ekonomide Alternatifsiz Değiliz
Prof.Dr. Vedat Yorucu
vyorucu@hotmail.com
 
 

Kıyı Ötesi (Offshore) Finans Merkezi Olmak ve Serbest Bölge Kurmak

 

Korona virüsü nedeniyle KKTC ekonomisi dibe vurdu. Sadece bizde değil, tüm dünyada ekonomiler çöktü. ABD ve AB, piyasaları rahatlatacak kararlara imza attılar. Milyarlarca dolar hibe ve yatırımı teşvik paketleri ard arda açıklanıyor. Ne Türkiye, ne de biz bu yardım ve hibelerden yararlanacak değiliz. Allahtan, anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti hep yanımızda. Hem de hiçbir karşılık beklemeden destek sağlıyor. Sadece ekonomik destek değil, askeri savunma ve aynı zamanda bilgi desteği de sağlıyor. Sağlık ve eğitim alanlarında da yardımlarını yavruvatan Kuzey Kıbrıs’tan esirgemiyor. Fakat, KKTC de artık kendi ayakları üzerinde durabilmeli. Peki nasıl? Ekonominin lokomotifi Turizm ve Yüksek öğrenim sektörleri pandemi nedeniyle dibe vurmuşken, bu nasıl başarılacak? Ekonominin diğer bir itici gücü İnşaat ve konut sektörü de can çekişiyor. Başka birşey bulmalıyız.

*****

O zaman bir üçüncü lokomotif sektörü yaratmalıyız. Küçük ada ekonomileri konusunda 1994 ylında İngiltere’de doktora eğitimi almış birisiyim. Ada ekonomileri hakkında çok geniş bilgi birikimim var. Özellikle KKTC, İngiliz adalarının otonom devlet statüsündeki durumlarıyle birebir benzeşmektedir. KKTC için, Dünya’nın uygulamaya koyduğu ekonomik izolasyonlar, Birleşmiş Milletlerin 541 ve 550 sayılı kararları orada duruyor. Bir de, AB Adalet Divanı’nın Temmuz 1994’teki kararı vardır. Tüm bu kararların yanında bir de bizim yarattığımız kısıtlamalar vardır. Örneğin taksimat planı yoktur diye, neredeyse yarım asırdır apartman sakinleri koçan alamamaktadır. Oysa daireler bitmiş, elektrik su ve telefon bağlantıları yapılmış, hatta ve hatta emlak vergileri de tıkır tıkır ödenmektedir. Belediye onay verdiği için apartman dairelerinde insanlar yaşamakta, elektrik kurumu elektrik enerjisi vermekte, diğer hizmetler de bir tamam ayağa götürülmektedir. Madem ki böyle fiili bir durum vardır, devlet taksimat projesi olmadan da, emlak vergi makbuzlarını baz alarak apartman dairelerine koçan verilmesini kolaylaştırabilmelidir. İddia ederim ki 40 binin üzerinde koçan müracaatı gerçekleşecek, devlet de vergisini rahatça toplayacabilecektir. Daha sonra bu daire koçanları, banka ipoteği olarak da gösterilebilecek ve yatırımlar için yeni kredi muslukları açılacaktır. Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu’na ve Başbakan Ersin Tatar’a çağrımdır, bu konuda size kaynak yaratmak için yol gösteriyorum.

*****

Uluslararası ilginin Kuzey Kıbrıs’ın yaşadığı mağduriyete odaklanması halinde, aynen Isle of Man için öngörülen yöntem gündeme gelecektir. Isle of Man, 584 km karelik bir ada ülkesidir. 1000 yılı aşkın Tynwald parlamentosuyla ve ayrı Bakanlar Kurulu ile yönetilen bir ülkedir. Sadece dışişleri ve savunması, Her Majesty Queen Elisabeth’in Londra’daki “privy council” tarafından yürütülmektedir. Ayrı vergi kanunları ve kendi parası mevcuttur. Isle of Man poundu, İngiliz sterlinine bire bir değerde denomine edilmiştir. Birleşik Krallık Avrupa Birliği’ne üye olduğu zaman, Isle of Man toprağı da AB sınırlarına dahil edilmiştir. Ancak Isle of Man pasaportu, AB pasportu değildir. Fakat, İngiltere, AB’ne katılım anlaşmasını imzalarken, 3 numaralı protokolü de imzalayarak Isle of Man vatandaşlarının (Manx) Avrupa Birliği içerisinde AB vatandaşları gibi kabul göreceğini, her türlü hakka sahip olacaklarını garanti etmiştir. Bugün Isle of Man, Birleşmiş Milletler’in tanıdığı, özerk, 40 bin dolara yakın milli gelire sahip, kendi ayakları üzerinde durabilen, ayrı parası, ayrı bayrağı olan bir ada ülkesidir. Benzer bir örneği KKTC için de niye düşünmeyelim ki? Sanırım Rumları ömrümüzün sonuna kadar bekleyecek de değiliz. Türkiye Cumhuriyeti hiç kuşkusuz Kuzey Kıbrıs’ın dışişlerini ve savunmasını üstlenebileck kabiliyete sahiptir. Anlaşma ve çözüm istemeyen, barış karşıtı Kıbrıs’lı Rum’lara alternatifsiz olmadığımızı hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyorum.

*****

Şimdi gelelim KKTC ekonomisini kurtaracak üçüncü lokomotif sektörün ne olacağına! KKTC’yi vergi cenneti yapacak, ikili vergilendirme anlaşmalarını derhal hazırlayıp imzalamamız gerekmektedir. Bu konuda Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile Kıbrıs Türk Ekonomi Kurumu’nun vereceği yetkilendirme belgeleri, vergi için ibraz edilecek faturalarda yeterli görülecektir. Çünkü her iki kurum da, Uluslararası tanınmışlığı olan kimliğe sahiptirler. Verdikleri evraklar uluslararası makamlarca kabul edilmektedir. Böylece offshore yürütülen bir iş faaliyetinden elde edilecek gelir, yüzde 15 yerine, yüzde yarımı geçmemelidir.  Kıyı ötesi (offshore) yapılacak her işletme faaliyeti, zaten Ekonomi Bakanlığının “Uluslararasası Banka Birimleri ve Uluslararası İşletme Şirketleri Yasası” tahtında Merkez Bankası’nın kontrolündedir. Ortada dönen kara para sözkonusu olmaz. Sadece düşük vergi avantajı olur. Eğer doğru icraatlar yapılırsa, offshore şirketlerin adresleri KKTC’ye taşınır. Faaliyetlerin kıyımızın dışında gerçekleşmesi sağlanmalı, faturalar KKTC üzerinden hazırlanmalıdır. Böylece vergi avantajını Ada ülkesi olarak kullanmış oluruz. Bunlara ilaek olarak, Gazimağusa’da bir de serbest bölge kurulmalı ve vergisiz re-export mal girişine ve çıkışına izin verilmelidir.  Ada ekonomileri hususunda ortak akıl, KKTC’yi düze çıkarır. Sadece ne yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı bilmemiz gerekmektedir. Ersin Bey’e hatırlatmam olsun.

 
Etiketler: Ekonomide, Alternatifsiz, Değiliz,
Yorumlar
Haber Yazılımı