Fikri Hür, Vicdanı Hür…

Yobazlığın her türlüsü kötüdür. Üç beş cahil cühela din yobazına bakıp da “bunlar müslümansa ben değilim” deme hakkınız bir kişisel seçimdir.

Kimsenin itirazı da olamaz; Amma velâkin Dikilitaş’tan öteye borusu ötmeyen, evrensel etkinliği olmayan üç beş cahil cühela ve de egosu patlak çakma gazeteci bu tekil seçim üzerinden çoğul’a bağlamaya çalışırsa buna tabiatıyla itirazımız olur;

Gerçi bizi geçtik;

Zaten Yaradan’ın ilâhi adâletinde zaman aşımı olmaz bildik. Neyse, konuyu daha fazla uzatmadan yazımıza girelim;

Her sabah aynaya baktığımızda karşımızdakine hesap veririz ya, işte or’da vicdanla muhasebe başlar sabah sabah.

E bu durumda vicdan için; ‘Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bildiren gerçek ve tek ahlak hocasıdır’ dersek olmaz mı? bal gibi olur.

Mesela, yaptığımız bir haksızlık için vicdan azabı duyuyorsak, aklımızın ileri süreceği hiçbir özür, derdimize deva olmaz.

E din? Özetle ‘inanç ve de buna bağlı kurallar ve de değerler bütünü’ değil mi? E bu da tamam. Başka? Bunların bir de özgürlük vaziyetleri var ya;

Toplumdaki herkes özgür bir’şekilde istediği dinin vecibelerini yerine getirebilir veya isteyen istemediği dini ve de vecibelerini hayatına sokmaz.

Hayat böyle bir seçim döngüsü içerisinde mi? Kesinlikle evet. Kıbrıs’ın kuzeyinde özellikle yine bu aralar yeni medyada üzerinde birbirimizi yerken, spor dünyasında hep örnek aldığımız teknik direktör Jose Mourinho, futbolcular Sergio Ramos ve Wayne Rooney, basketbolcular Paul Gasol ve Cobe Braynt veya eski bisikletçi Lance Armstrong ve şampiyon bisikletçi Chris Froome, eski boks ustaları Muhammed Ali ve Mike Tyson sürekli olarak din bilginlerinden terapi dersleri alıyorlarmış.

Bunlarla birlikte Katalanların mâbedi Camp Nou Arena’da da futbolcu soyunma odalarına bitişik bir de ibadet amaçlı küçük bir kilise var.

Adamlar gerek maç öncesi, gerekse maç bitiminde veya gol esnasında ha’bire sağlı sollu istavrozlar çıkarmaca.

Bizler din işlerini tartışaduralım, Avrupa Birliği ve Amerika’da bu konular üzerinde sporcu performanslarını arttırma amaçlı kürsüler kuruldu. Stres, kaygı ve korku yönetiminde din’e sarılan pek çok mental antrenör var artık.

Takımdaşlık ve karşısındakini koruyup kollama adına Fair Play eğitimi içerisinde vicdan meselesi de inceleniyor artık.

Sonuçta spor endüstrisendeki performans yönetiminde de bir’din ve vicdan meselesi var artık.

Son söz;

Bu satırların yazarı der ki; İsteyen istediğine inansın; Herkes nasıl huzurdaysa öyle yaşasın; Zaten gün sonu kertiğe gelince ak da, kara da belli olur.