Çıkar’larını Çıkar

0

Ünlü futbol düşünürü Carlo Ancelotti’ye göre ‘sığınmak ve inanmak’ birilerinin söylediği gibi zayıflık değil, aksine stres yönetimindeki yok’saymada başarılı olmaya yardımcı olur.

Bu eksende Ancelotti’ye göre kendine inanma, diğerlerinin zayıflık olduğunu düşündüğü şeylere bağlılığı da içerir;

“Milan’da kulüp başkanı bir sorun yaşandığında bana çok nazik olduğumu, insanlara bağırmam ve onlarla kavga etmem gerektiğini söylerdi.

Nazik biri olduğumu biliyorum çünkü karakterimde bu var.

Felsefem şu; Bir atınız varsa ve ona engel üzerinden sıçratmayı istiyorsanız iki yolunuz var; Ya kırbaçla arkasında durup ona şiddet gösterirsiniz, ya da önüne geçerek ona havuç gösterirsiniz.

Sonuçta sonuç aynı olacaktır ama kırbaçla arkasında durursanız atın size çifte atması ve sizi yere düşürüp karizmanızı çizme ihtimali de var.

Tabii ben atlarla değil profeyonel ve de yetişkin adamlarla uğraşıyorum.

Ailesi, çocukları, taraftarları, çuvalla parası ve sponsorlarına karşılık büyük sorumlulukları olan insanları yönetiyoruz.

O yüzden bağırma bu insanlara sökmez” demiş bir söyleşide. Özetle Ancelotti özünün farkında olup, şiddetle insanları sadece bir yere kadar sindireceğini ama değiştiremeyeceğini biliyor olmalı ki güzel söz ve de ödüllü pekiştireçlerle yılanı deliğinden çıkarmaya inanmış bir futbol adamı.

İşte tam da burda rahmetli felsefe bilimci Reinhold Niebuhr olayı çözmüş;

“Tanrı değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmemi sağlayacak huzuru, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmemi sağlayacak cesareti ve ikisi arasındaki farkı anlamamı sağlayacak aklı bana vermiş” diye konuya kapak yapmıştı vakt-i zamanında.

Öyle ya, karşınızdaki değişime müsaitse iyimser bi’şekilde sabredin ama değişim ona uzaksa kabullenip yola devam etmekte fayda var.

Haa, insanları da sürekli olarak zorla değiştirmeye çalışacağınıza biraz da siz değişin, yerse vesselâm!

Tabii bu felsefelerin tümü sosyal yaşamda geçerli. Milyon euro’luk sözleşmelere imza atan koca koca adamların çatışma kültürü yerine uzlaşmaya adım atmaları her iki tarafında lehine olacaktır.

Aksi takdirde mesleki yaşamı kısa ama bankadaki parası ömür cinsinden uzun olan sporcuların saygı ötesi sevgi bağıyle birbirlerine bağlanmaları şart!

Örneğin apartman ahâlisinin birbirlerini sevmeleri şart değil.

Örneğin alt katta oturan koca’karıdan nefret ederim mesela ama çöpleri gününde çıkarır, aidatı da zamanında öderim sırf çoluk çocuk hatırında. O da öder mi? Asla ödemedi ama bendenizi ırgalamaz mesela Allah’a havale.

E bu durum sporda geçer mi? Asla!

Sporda saygıyı bi’geçin; birbirlerini seven insanlardan takım yaparsanız eyvallah.

Aksi takdirde başarı hangi dağın ardındadır türküsüyle aylak aylak tükenmiş bir vaziyette debelenir durursunuz.

Özetle ‘felsefe’ kelimesinin temeli Yunanca¬dır.

Sevgi anlamına gelen “fiila” ve bilgi anlamına gelen “sofla” kelimelerin¬den türemiştir. Bu çerçevede felsefe demek; “doğruyu ve gerçeği sevgiyle aramak” demek.

E doğru düşünmek veya bilgi üretmek sanatına haiz teknik adamlar bu spor dünyasında başarılı olacaktır, yeter ki çıkar’larını çıkarsınlar ve de felsefelerine sâdık kalsınlar.

Bu kadar felsefe yeter sayın okuyucum. Kaçtım, bye…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi yazınız